Bir yazılım ihtiyacı size genelde bir cümleyle geliyor: "sipariş takibimiz dağınık". Bu cümle beş farklı problemi işaret edebilir. Siparişin alınması mı sorunlu, onay zinciri mi, depoya iletilmesi mi, yoksa müşteriye geri bildirim mi?
Her biri farklı bir çözüm, farklı bir bütçe. Yanlış olanı seçtiğinizde altı ay sonra sistem canlıya çıkıyor ve kimse kullanmıyor, çünkü asıl acı veren yer hâlâ yerinde duruyor.
Bu yüzden ilk hafta kod yazılmaz. İşi fiilen yapan kişinin yanına oturulur ve izlenir.
Geçenlerde bir e-ticaret operasyonunda "stok senkronizasyonumuz bozuk" briefi aldım. İlk toplantıda üç farklı kişi üç farklı şey anladı: depo sorumlusu fiziksel sayımın sisteme geç yansımasından, pazarlama ekibi kanallar arası stok tutarsızlığından, patron ise sipariş iptallerinden bahsediyordu. Aynı cümle, üç ayrı proje.
Bu yüzden ilk soruyu hiçbir zaman "ne istiyorsunuz" diye sormuyorum. "Bu sorunu son fark ettiğiniz an neydi, o an ne oluyordu" diye soruyorum. Somut bir an anlatmaya başladıklarında gerçek problem ortaya çıkıyor; genel bir cümleyle kalırlarsa hâlâ yanlış katmandayız demektir.